|
bookmarks:
|
| main | ongoing | archive | private |
nerede olduğunu biliyor çeliğin çeliğe çarpışı gibi bir çınlama sanrılardan yana bir avuç tütün yazgısının solukluğu nefesinin yokluğu kadar hırçın rüzgarlarla seremoni yapıyor
kurtarabileceği kimsesi kalsın istemiyordu gücünün son demlerine kadar ruhuna çekilmek istiyordu bir kere çok parlaktı bu ayın yansıttığı ışık ve çevresine dolanan metalik gri bir kere çok alçaktı bu yükseklerin umudu faydasız gün ışığı sarmallar hâlinde iniyor tepesine ve bakınıyor manzaraya kuşbakışının yansıması gibi gözbebekleri ufalıyor kendinden uzaklaştıkça bu manzara gittikçe daha da büyüyor içine alıyor kendisini pırlanta parıltıları arasında sesinin yankısını duyuyor ne denli ışıldadığından bahsedilseydi bir müddet inanır mıydı talihsiz bedenine bir müddet kucaklaşmanın hayalini asırlara gizler miydi
usulcana esiyorsa bu rüzgar ve bir gecenin yarısı bu metalik grinin ayrıntılarında gözbebeği kamaşırken bu inatçı gözbebeği, aptal gözbebeği, kabul ediyor her şeyi* var oluşunun demir alışı bu güne dayanıyor kaçınganlığın yüzyılını devirmiş millerce yol gitmiş de karaya ayak basamamış bu sular ne denli hırçın akar kimseler bilemez kimselere varılacak kıyı bırakmaz inatçıdır yüreğinin ezgisi, inatçıdır tutunamadığı kırık parmaklarına inat ah nasıl da zarar veriyor bunu amaçlamasa bile istediği öfkenin kılıf bulmuş hâli olsa da kurtarılacak kimsesi kalsın istemiyordu gücün baş dönmesi bilinmezse bu alfabe bilinmezse konuştuğu dil ve bir zamanlar soluklandığı ah nasıl da zararlara gebe kalmış bir zamanlar yaşamak böyle bir şey sanıyordu bir şekilde böyle nefes alabileceğini sanıyordu
bir şekilde, bir şekilde, kusursuzlaşacaktı zihninde dört bir yanına dikilecekti fildişi kuleler tek bir kaçamak gözün dahi hizasında olmayacaktı kuzgunların ve gelinciklerin koşturduğu çiçeklerin boyuna açıp solduğu rüzgarların yıkıp savurduğu bu diyarlarda yalın ayak dolaşmak ne bilir misiniz bilir misiniz bu kıyılarda ne keskin kayalar var zaman sizi doğurmamış gün geçtikçe o ise doğup taşmaların insanıydı her gecenin ve her günün doğuşu ile karşıt anlamlar arasında tökezledi yıllarca
kimi kimsesi olmayacaksa bir dilin altında ne denli kilitler vardır sağır olan gözlere ne denli çatık kaşlar ve yazılı olan her şeye karşı bir kutsallık anlaşılacak tek bir cümle varsa iyi seçmeli iyi seçmeli nereye dökülecekse bu azgın ırmak taştığı yataklara hangi toy inlemeler hangi toy kavruk tenlerle sevişilecekse savurursan bu saçın en koyu ağırlığını savurursan bu saçların avuç avuç yolunduğu ah ne denli zararlardan sonra ayaklandı ne şiddetli depremlerin ardından sonra titrek dizlerle çok yakın bir gelecek bu kayıp olanın her şey henüz iyileşmekteydi kurtarılacak kimsesi kalsın istemiyordu kurtarılacak kimse olmak istemiyordu