list icon

zaman hakkında ne konuşulurdu? yalnızca nasıl uzaklaştığını anımsarsan. zaman hakkında konuş. bir biçime sığdır. sığdıramazsan eğer, taşarsa eğer kabarıp kabarıp dalgalar gibi uzaklaşır senden ve tenine çarpan parçaları koca koca kesikler derinin etinin kesilişi katman katman ve pembeleşmesi sonrasında koyulaşan koyulaştıkça dağılan dağıldıkça ele avuca sığmayan o anımsatan ölümü, o kan ve kesiş. gelebilirsen, kaçıp, sıyrılıp gelebilirsen buraya birkaç haberci ile bana haber yolla. yalnız olabilirim ama bihaber olmak ne denli yakar canımı unutma. çocuğumun boğazına ellerimi sararken, arka odaların birinde ıslığı anımsayan birkaç zil çarpıyordu birbirine. zil? fil. fil? harflerin önemi var mıydı ki ben ölümü resmetmeye çalışırken. referans noktam ölüm ise nereden baktığımın, boynumun kaç yerinden kırıldığının ve tersi yüzü birbirine geçişinin derimin bir önemi var mıydı. derimin bir önemi olsaydı bu kadar kolay ve zahmetsiz kanayamazdı. gözlerimi yaklaştırabildiğim kadar yaklaştırıyorum ve kılcal damarları izliyorum. yeni doğanınki mi daha yaşama yakındı benim bu cılız, kanayan parçam mı. soru sormaya tenezzül etmiyorum. yalnızca aklımda dolanmasına izin vermediğim fakat hırçınca dolaşan her şeye karşı bir duruş sergiliyorum.

böcek. birbirine sürtünen kanatların sesi ve vızır vızır dolanan ayın sanki bir zincire takılmış gibi şıngırdayan ama gittikçe incelen sesi. gittikçe. her şey gittikçe birbirine dolanıyor ve zihnimin sınırlarının silikleşmesine şahit oluyorum. gerçekliği devirebiliyorsam ona inanmaya neden devam etmeliyim. anlamlar kaybolmaya bu kadar yakınken, parmak uçlarımla dağıtabiliyorsam gölgeleri ve gözlerim karanlıkta kıprışıp kaybolurken ve ben kaybolurken dokunduğum ne varsa kendi kafamdaki kılıflara sığdırırken nasıl olur da gerçeklik benimle baş etmeye kalkışırdı.

yollar önümdeyken ve bu bacaklar bir amaç uğruna yer ediniyorsa bedenimde gidebileceğim kadar uzaklara neden gidemiyor neden tükeniyordum. neden hep tükenişe uğrayan bu etten kandan duvarla sürükleniyorduk.

katman katman katman katılan bana ve bana katılan ve benden kalan bana kalan ve katılaşan. doğru gibi dimdik fırlamalıydım dikelip saplanıp kalakaldım kumlar arasında ve cansız toprak. adımımı attığım yer esniyor. nasıl yürünür biliyordum. oysa bunlar bu zemin çakılı kalmam için tutuyordu bileklerimden. bileklerim derimi zorluyor, geriyor ve fırlıyordu kemiklerim. kanımı neden izliyordum bu denli yakından. yakınan ben miydim yoksa acı çektiğim gerçeği miydi görünmez olan. sizlere. siz olanlara. peki ya biz. ya biz bu kavrulan ve rüzgara boyun eğen biz kitleler. biz eden ve biz denen. belleğim güçlü değildir. fakat anımsayamadığım fakat anımsayamadığım bir yarış içerisinde gibi delicesine çarpıyor kalbim. dur.

dur

d u r.

bir kalp. kalbim. kalb. im.

ne kadar yabancılaşırsam

yabancılaşayım

kaçamıyordum

kaçamadım

m

may 26 2026 ∞
may 26 2026 +